Küresel ekonomi ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının etkisi altında iken, Trump ile ABD’nin AB’ye karşı da tutumu sertleşmişken, AB kendisine yeni yollar açma gayreti içerisinde. Bunu yaparken hem birlik içerisinde güç birliğini sağlamayı hem de yeni dönüşümünü tamamlamayı amaçlıyor. Ne yazık ki biz bu tablonun negatif tarafındayız.
AB-Hindistan STA, AB-Mercosur STA, Made in Europe, güncellenemeyen Gümrük Birliği ile AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı alt alta koyduğumuzda, verilerle değerlendirdiğimizde; AB’nin bu yeni yapılanma sürecinin kaybedeninin Türk sanayisi ve tabi ki Türkiye olduğunu açıkça görmekteyiz. Şöyle ki;
Dünyanın 5. büyük ekonomisi olan ve dördüncülüğe yükselmesi beklenen, ortalama %6,5 büyüyen, 25 yaş altında genç nüfus oranı %55 ile 1 milyarlık nüfusa sahip olan, ucuz işgücü potansiyeline, hem üreten hem de büyük bir iç pazara hakim bir ülkeden, Çin’e karşı alternatif gösterilen Hindistan’dan bahsediyoruz. Ticaretin yeni yıldızı gösterilen Hindistan, 816,5 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı ile dünyanın 10. büyük ihracatçısı olup düşük enflasyon oranı ile kurlar üzerinden ihracatçısını koruyan bir anlayışa sahiptir.
• Önce İpekyolu’na alternatif olan IMEC Koridoru için tercih edildi. Ardından AB ile imzaladığı “tüm anlaşmaların anası” olarak nitelendirilen STA ile malların yaklaşık %90’ında gümrük vergileri sıfırlanırken, hizmetler, işlenmiş ve işlenmemiş tarım ürünleri ile kişilerin hareketliliği de kapsama dahil edildi. Ve 2 taraf için de oyun kurucu, stratejik öneme sahip teknoloji transferine de imkan tanıyan bir anlaşma imzalandı.
• Hemen ardından ABD, Hindistan’a uyguladığı gümrük vergilerini %50'den %18'e düşürdü. Kazan-kazan bir anlaşma içeriği hazırlandı.
• Kısa ve orta vadede Türkiye’ye etkisi Hindistan kadar güçlü olmasa da AB-Mercosur ile (Arjantin, Bolivya, Brezilya, Paraguay, Uruguay) 780 milyon kişinin yaşadığı iki büyük bölge arasında; 30 yıl içinde gıdadan otomobil yedek parçasına her türlü ürünün serbestçe alınıp satılmasını sağlayacak bir STA imzalandı.
• Son olarak da Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen kamu alımları süreçlerinde yerli firmalara öncelik tanınmasını öngören "Made in Europe" vizyonu ile de Türkiye'nin Avrupalı sayılmaması nedeniyle Avrupa pazarının yüzde 15’inden dışlanması anlamına gelen bir taslak tasarı hazırlandı.
• Çok fazla belirsizlik içeren ve ciddi mali yüke sebep olacak AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasında ise 1 Ocak 2028 tarihi itibarıyla toplam 180 ürüne varan kapsam genişlemesi yürürlüğe girecek.
Piyasa bozucu ve rekabet gücü yüksek potansiyele sahip tüm bu gelişmeler kapsamında; Türkiye’nin AB’nin imzaladığı STA’lara eş zamanlı dahil edilmesi, Gümrük Birliği’nin acilen güncellenerek; hizmetler, işlenmemiş tarım ürünleri, dijital ve yeşil ekonomi ile kamu alımlarının ve belirli mesleklerde kişilerin hareketliliğinin kapsama alınması gerekiyor.
Ayrıca, Hindistan ile yapılan anlaşmadan kaynaklı zararı minimuma indirmek adına;
· AB-Hindistan STA’sı yürürlüğe girmeden ivedilikle Hindistan menşeli eşyaların ithalatında Ek Mali Yükümlülük (EMY) uygulamasının düzenlenmesi,
· AB’de ve TR’de gümrük vergisi %6 olan, sanayinin önemli bir hammaddesi külçe alüminyuma Hindistan ile yapılan STA sonrasında, AB’li rakiplerin de gümrük vergisi olmaksızın erişim imkanına karşı önlem alınması faydalı olacaktır.
AB ticaretinin rotasını ve tedarik zincirlerini bu kapsamda şekillendirirken, Türkiye bu yeni yapılanmanın dışında kalamaz. Aksi takdirde, pazarını kaybeden sanayimizin ve ülkemizin rekabet gücü hızla azalacak ve sanayisizleşme riski ile karşı karşıya kalacağız. AB için stratejik önemi süren Türkiye’nin, AB’ye karşı ortak aklı kullanarak strateji üretmesi ve gerek kamunun gerekse iş dünyasının iradesini koyarak güçlü bir lobi oluşturması gerektiği inancındayız.
Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak bizler de ihracatının %49’unu AB ülkelerine yapan üyelerimizin haksız rekabete maruz kalmaması için ulusal ve uluslararası yönde gerekli girişimleri sürdürmekteyiz.