2026 Mart Ayı Meclis Toplantısı

31 Mart 2026

Sayın Yönetim Kurulu Başkanımız, 

Yönetim Kurulu Üyelerimiz, 

Geçmiş Dönem Başkanlarımız, 

Meclisimizin Çok Değerli Üyeleri, 

Disiplin, Onur ve Yüksek İstişare Kurulu Üyelerimiz, 

Basınımızın Kıymetli Temsilcileri sizleri şahsım ve Meclis Başkanlık Divanımız adına sevgi, saygıyla selamlıyorum, Mart ayı Meclis toplantımıza hoş geldiniz. 

18 Mart Zaferi’nin 111. yılını hep birlikte kutladık. Zaferin mimarı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşları, şehitlerimiz ve ebediyete intikal etmiş gazilerimizi saygı, şükran ve minnetle anıyoruz. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Savaş zaruri ve hayati olmalıdır, milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir” ifadeleri, vatan savunması dışındaki savaşların gereksiz yıkım ve bir insanlık suçu olduğunu vurgulayan temel barışçıl ilkesidir. Bu ifade onun “Yurtta sulh, cihanda sulh” vizyonunun bir parçasıdır. Bu vizyona uygun olarak, son zamanlarda çevremizdeki ve dünyadaki savaş ortamına rağmen ülkemizin güvenli çemberde kalışı önemli ve değerlidir. 

Ay içinde kutladığımız başta kadın sanayicilerimiz, çalışma arkadaşlarımız olmak üzere tüm kadınlarımızın 18 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarken, maalesef ki tüm çabalara rağmen kadınlarımıza, kadın öğretmenlerimize, çocuklarımıza karşı şiddetin sonlandırılamaması kanayan yaramız olarak devam ediyor. 

İnsan olarak en önemli değerimiz olan sağlığımızı emanet ettiğimiz, hakları ödenemez tıp doktorlarımız, sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nı tekrar kutluyorum. 

Değerli arkadaşlarım, devam eden Ukrayna-Rusya savaşına ilave Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile birlikte İran'a saldırmaları sonucunda başlayan savaş sürecinde, İran'ın dünyanın hiç beklemediği, halkının desteğinde ülkesini savunması, füze saldırıları ve şaşırtan direnciyle uzayan, tüm bölge ülkelerini de kapsayan savaşlar süreci çok uzun yıllardır dünyada bugüne kadar yaşanmamış yeni nesil siyasi, ekonomik, enerji, petrol ve bunun gibi öngörülemez detaylar ve gelişmelere kısaca bir bakalım. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının ardından Asya ülkeleri acil durum tedbirleri açıklıyorlar. Pakistan, kamuda 4 gün çalışılacağını ve okullar ile üniversitelerin 2 hafta kapalı kalacağını duyurdu. Hindistan, petrol sıkıntısı olabileceği iddiası, akaryakıt istasyonlarında uzun kuyruklara yol açıyor, enerji ithal ettiği ülke sayısını 27'den 41'e çıkarmış durumda. Bangladeş, yakıt rezervlerinin 9 ile 14 gün yeteceğini belirtmiş. Tayland, kamuda evden çalışma ve yurt dışı seyahatlerin askıya alınması talimatını verdi. Vietnam, uzaktan çalışma modellerini düşünüyor. Tayvan, 11 günlük LNG güvenlik stoku kaldı. Endonezya, Nisan itibariyle hibrit eğitim ve uzaktan çalışma modeline geçilmesinin değerlendirilmesi çalışmaları yapıyor. Filipinler, ulusal enerji acil durumu ilan edildi, yakıt rezervinin 45 gün yeteceği açıklandı. Japonya, rezervlerden piyasaya birkaç kez daha petrol sunulmasını istedi. Dünyanın güvenlik rezervlerinden bir sefer sunuldu, devam etmesini talep ediyor. Güney Kore, kamu kurumlarında plaka bazlı kısıtlama sistemini hayata geçiriyor. Bu konularda ülkemizde herhangi bir kısıtlama önlemleri başlamış değil.  Ekonomistler İran'la anlaşma olmazsa resesyon gelir fikirlerini paylaşmaya başladılar. Petrol 100-150 dolar bandında kalırsa küresel resesyon kaçınılmaz. Teknik tablo olarak İran riski, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması sonunda arz şoku kritik olarak nitelendiriliyor, enerji maliyetleri yükseliyor. Tüm üretim zincirlerine yayılırsa enflasyon yeniden yükselecek, bu durumda faizin indirimleri dünyada imkansız hale geliyor. Talep daralır, büyüme yavaşlar dünya için. Bu bir finans krizi değil, enerji kaynaklı sistemik risk olarak algılanıyor. Diğer senaryo, barış yapılırsa petrol düşer, büyüme geri gelir. Kısaca petrol 150 dolar seviyesinde giderse dünya ekonomisine sert fren geliyor. 

Trump'a “Orta yol yok” mesajı veriliyor. İsim vermeden Washington yönetimine seslenen ekonomist ve üst düzey yöneticiler, mevcut krizin diplomatik bir gri alanının kalmadığını savundu. İran'ın uluslararası sisteme geri dönmemesi durumunda ekonominin onarılamaz bir yıkıma sürükleneceğini öne süren ekonomistler şunları kaydetti. Herkes şunu anlamalı, bir anlaşmanın artık orta yolu yok. Ya aşırı iyi ya da aşırı kötü bir sonuç alacağız, ortası yok. Bu gelişmeler yaşanırken ülkemizde neler oluyor? Türkiye ilaç sanayinin önde gelen firmaları arasında yer alan Sanovel, 2020 yılında yüzde 30 uluslararası konsorsiyuma satılmış, geçen hafta ise çoğunluk hisseleri Londra merkezli uluslararası fona satılmış bulunmaktadır. Sanovel gerçekten stratejik önemli bir firmaydı. Sonraki ikinci kuşak arasındaki miras çatışmaları sert olunca, satış sonuç oluyor maalesef. Alan, fon firması olduğuna göre daha yüksek satabileceği projeksiyonu var olduğu için, bu firmayı da Türkiye, ilaç firmasını kaçırmış durumda. Benzer şekilde Eczacıbaşı grubu da satmıştı, o zaman da piyasa üzülmüştü yabancılara gitti diye. Ama geçen yıllarda tekrar başka bir firmayı satın alarak, ilaç sanayine geri döndü. Olumsuz yaklaşmamak gerektiği düşüncesindeyim. 

Öncelikle İstanbul'da ülkemizin yaşam seviyesinin artması sonucu işçilik, genel gider ve bunun gibi harcamaların payı yükselince gelen grevler, artan maliyetler ile rekabet etme şansı azalıyor ama şansını yükseltmek için lokasyon değişikliğine gidiyor firmalar mecburen. Örneğin transformatör üretimi de Ankara, Adana ve Urfa eksenine uzanmış durumda. Ankara'da Astor firması, rakam açıklanmadı, milyon dolar ABD'den sipariş aldığını haberlerde duyurdular. Yine aynı sektörde Beta Enerji Adana'da yatırımlarına devam ediyor, Afrika'da da çok etkin çalışmalar yaptığı biliniyor. 

Değerli arkadaşlarım, sanayi kaslarımızın zayıflamaması için sanayi kesimine özel etkin desteğine gereksinim artık yadsınamaz. Son birkaç aydır Türkiye'de yerleşik, özellikle yabancı firmalar yerli üreticilerin sıkıntı ve sıkışıklıklarını bilerek, alacakları makineler için kendilerine fiyat bildirip, dibin dibine gelerek masaya oturuyorlar. Piyasadaki almayacakları standartları ve iş sağlığı güvenliği şartları gereği işletmelerine sokamayacakları Çin makinelerinin fiyatlarını öne sürerek, durgun piyasada tabiri caizse acımasızca fiyatı aşağı çektirip ve çok avantajlı alımlar yapıyorlar. Bizim yerli üreticiler ucu ucuna fiyatla, bazen zararına günü kurtarma adına çalışırken, Avrupalı, Amerikalı ana firmalar çok iyi fiyatla yatırımlarını realize ediyorlar. Yerli yatırımcı ise Çin makinelerini eskiden montaj, satış sonrası hizmetler yüzünden almakta tereddütlü davranıp, çekinirken, ülkemizin turizme ihtiyacı var gerekçesiyle Çin'e vize kaldırılınca, halen satış sonrası hizmet yaklaşımları çok yetersiz olmasına rağmen, şimdi adamları uçakları bindiriyorlar, ertesi gün montaj ekibi burada. Satış ekipleri 30'ar kişi turist gibi geliyor, ellerinde çanta, OSB ve sanayi sitelerini, şehirleri gezip her çeşit ürün ve makine satmak için çalışıyorlar. Devlet desteği ile finanslarını ceplerinde hazır getiriyorlar. Yeter ki malı, makineyi al, istediğin vadede öde seçeneğini sunuyorlar. 

Belirli şehirlerde günlük, aylık kiralanmış ofisleri de var. Sanki burada teşkilat ve altyapıları varmış gibi büyük Çin sermayesi yanına, bazen de arkasına devlet yöneticilerini de alıp, bizlerin üzerine üzerine geliyorlar. Bizim yerli üreticilerimizin ise geneli için bırakın Çin'de turlamayı, fuara iş araştırması amacıyla gitmek isteyenler dahi vize alabilmek için binbir dertle uğraşması gerekiyor maalesef. Geçen yıllardan başlayan sanayideki düşüş ve durgunluğun bu yılbaşından itibaren ciddi boyutta artmış olmasının getirdiği kapasite kullanım oranlarının çok çok düşmesi, ülkemiz sanayisinin AB standartlarında yüzde 70 mertebesinde ve ihracatımızda büyük yüzde payı olan 60-70 yıllık her sektörde imalat üretim hafızasını barındıran KOBİ firmalarımızı, Şubat Meclisinde Ender Başkanımızın da ifade ettiği gibi tamam mı, devam mı kararlarıyla sessiz sedasız kaybetme tehlikesi her geçen gün artmaktadır maalesef. Bir ülke sanayi hafızasını kaybettiği zaman üretim bilgisi, tecrübesi, deneyim ve bunun gibi unsurlar satın alınabilecek bir ürün olmadığından, yerini doldurulabilmenin bugünkü dünya ve ülkenin koşullarında imkansız olduğunun bilinmesi ve ivedilikle bu tehlikeyi kavrayıp, değerlendirerek hızlı aksiyon alınması gereken hayati bir konu olduğunu ifade etmek istiyorum.

Arkadaşlar, ülkemizin petrolü, doğal gazı ve bunun gibi kaynakları olmadığı gerekçesiyle, ekonomik yaşamını ancak ve ancak öncelikle modern eğitim desteğinde, sanayi ve tarımı kapsayan katma değerli üretim gücümüz ile sağlanabileceğinden başka seçeneklerimiz olmadığı düşüncelerimle, sözlerime sunuşlarla devam etmek istiyorum.

Odamızda 1978-1992 yılları arasında Meclis Üyeliği, 1981-1984 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyeliği yapan merhum Öner Akgerman, Meclis Üyemiz Sayın Eren Esen'in kıymetli eşi, geçmiş dönem Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanımız Sayın Salih Esen'in gelini, Meclis Üyemiz Sayın Remzi Peköz'ün damadı, EBSO-İzmir Ticaret Odası ortak projesi olan Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı ve Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sayın Cemal Elmasoğlu'nun annesi vefat etmişlerdir. EBSO camiası ve aileleriyle birlikte hepimizin başı sağ olsun. Merhumeler ve merhumlara Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyoruz.  Sizleri vefat edenler anısına saygı duruşuna davet ediyorum. Ruhları şad olsun. 

Sözlerime duyurularla devam etmek istiyorum. EBSO Vakfı Kadınlar Birliğimizin 19 Nisan 2026 Pazar günü İzmir Arena'da saat 11.00-20.00 arasında düzenlemiş olduğu Bahar Festivali'ne Meclis, Disiplin Kurulu ve Onur Üyeleri arkadaşlarımızı tüm aile fertleriyle katılmaları davetini sizlerle paylaşıyorum. Bu organizasyonda, festivalde yerin sponsorluğunu yapan Sayın Haluk Tezcan'a da huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bu ay içinde öncelikle Katar’da meydana gelen elim helikopter kazasında bir askeri personelimiz ve iki ASELSAN çalışanı olmak üzere şehit olan asker, polis ve tüm güvenlik görevlilerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyoruz, mekanları cennet, ruhları şad olsun. 

Yarın oynanacak FIFA Dünya Kupası yolundaki son maçında Milli Takımımıza Kosova karşısında başarılar dileğimizle, ay içerisinde gerek takım gerekse bireysel olarak birçok branşta ülkemizin bayrağını dalgalandıran her bir sporcumuzu gönülden kutluyor, başarıların devamını diliyorum. Gündemimizin birinci maddesini tamamlamış olduk. 

H. İbrahim GÖKÇÜOĞLU

Meclis Başkanı

 

Başkana Ulaşın